Otobiyografi ve Cinsiyet
Authors/Creators
- 1. Westfälische Wilhelms-Universität Münster
- 2. Universität Bonn
Description
Öz
Otobiyografik özne geleneksel olarak erkektir. Bu sadece yazarlığın ve öz farkındalığın öncelikle erkeklere atfettiği, tarihsel olarak belirlenmiş toplumsal cinsiyet ilişkileri meselesi değildir, aynı zamanda otobiyografi ve otobiyografi teorisi söylemi açısından da sonuçları vardır. Hermenötiğe dayanan otobiyografi tartışması uzun süre yüzünü ‘üç yıldıza’, yani Augustinus, Rousseau ve Goethe’ye dönmüştür. “Ben, yaşam üzerine düşünmenin en doğrudan ifadesi olan otobiyografilere bakıyorum. Augustinus, Rousseau, Goethe bunun tipik tarihsel biçimlerini gösterirler” diye yazar Wilhelm Dilthey. Sosyal tarih alanındaki otobiyografik araştırmalar, otobiyografide tasvir edilen bireyin kimlik oluşum sürecinin toplumsal bir rolün üstlenilmesi ve yerine getirilmesiyle sona ermesinden bahsettiği zaman, üstü örtülü olarak erkek birey kastedilmektedir, çünkü kadınların 20. yüzyılda hâlâ sıklıkla oynadıkları rol, yalnızca sınırlı bir anlayışla toplumsal bir roldür. Bir bireyin toplumsal konumu öncelikle mesleğiyle belirlenir ve kadınların geleneksel ‘mesleği’ - çoğu zaman benzer şekilde tasvip edilip ciddiye alınmadan ve kadınların farklı bir ‘meslek seçmesi’ ihtimali olmaksızın - aile alanıyla ilgilidir. Otobiyografik-tarihsel bir perspektiften bakıldığında, kadınlar için bağımsız bir ‘sosyal rol’den ve dolayısıyla otobiyografik bir özne statüsünden söz edilemez. Elbette araştırmalar bu kritik durumun farkına varıp 1980’lerden bu yana toplumsal cinsiyet konusunu otobiyografi teorisi ve sistematiği açısından giderek daha fazla ele almış ve özellikle kadınların otobiyografik metinlerine ilgi göstermiştir.
Files
6.Nesir4.MWE.111-125.pdf
Files
(312.1 kB)
| Name | Size | Download all |
|---|---|---|
|
md5:00e8881c8dbd41f3d09122f947a00108
|
312.1 kB | Preview Download |
Additional details
Dates
- Available
-
2024-05-04