Published May 6, 2021 | Version 1.0
Video/Audio Open

Sosyo-Enformatik Çalışma Grubu 1. Toplantısı

Description

Herkese Merhaba,

"Bizim neyimiz eksik" dedik ve işe koyulduk. 

Bugün artık bağımsız platformlarda, işin uzmanlarınca üretilen fikirlerin ve disiplinlerarası projelerin yükselişe geçtiğini söylemek mümkün.

İnternetin bize verdiği yetkiye dayanarak uzun zamandır zihnimizi meşgul eden proje fikirlerini masaya yatırabileceğimiz, tartışmaya açabileceğimiz ve geliştirebileceğimiz bir çalışma gurubu oluşturmak istedik.

Biz kimiz? Biz çeşitli kurum ve disiplinlerde akademisyen ve akademisyen adaylarından oluşan bir ekibiz. 

Çalışma gurubumuzun adı Sosyo-Enformatik Topluluğu. Çünkü odak noktamız, dijital medya ve yapay zeka ekseninde yeni iletişim çalışmaları. 

Neyi dert ediniyoruz?

Sosyo-Enformatik Topluluğu olarak bizler, masum bir çocuktan bir canavar yaratma ihtimalimizi dert ediniyoruz. Zira bunu gerçek hayatta fazlasıyla gerçekleştirdik. Şimdi karşımızda bir de yapay zeka var. Tıpkı bir çocuğu yetiştirmek gibi sorumluluk isteyen bir durum bu. Toplum olarak çocuklarımızı yetiştirirken yaptığımız hataları tekrarlamamamız için çok fazla neden var.

Öncelikle, yapılan hataların sonuçları herkesi ilgilendiriyor ve dolayısıyla herkese sorumluluk düşüyor. Örneğin bir otonom aracı eğitmek bizim elimizde. Yapay zeka sistemlerince uygulanan sağlık, eğitim vb. temel pek çok alanda ayrımcılık yapılmaması bir bakıma bizim elimizde. Kuşkusuz bu yeni bir şey değil, hep böyleydi. Fakat yeni olan şu, yaptıklarımızla yüzleşme ihtimalimiz hiç bu kadar yakın ve güçlü olmamıştı. Bugün sosyal medyada başkaları için yazdığımız ayrımcı yorumlar, yarın bir otonom aracın olası kaza durumunda bizi gözden çıkarılacak bir unsuz olarak işaretlemesi için yeterli. Çünkü bir sisteme özerklik (otonomluk) kazandıran veri, bizlerin dijital ayak izlerinden ibaret. Bu açıdan yapay zeka, insanlık için bir ayna görevi üstlenmekte ve bu heyecan verici olduğu kadar ürkütücü de. Çünkü bu defa düşmanımız, bizzat kendi gölgemiz.

Sosyal bilimciler olarak bizler, kuşkusuz yapay zekaya teknik müdahalelerle ilgilenmiyoruz. Yapay zekanın toplumsal yönü ile ilgileniyoruz. Yapay zeka öğrendiği bilgiyi, bizim dijital eylemlerimizle oluşan verilerden elde ediyor. Bir çocuğu yanlış eğitmenin doğuracağı sonuçlar gibi, yapay zekanın öğrenme süreçlerinde de çözülmeyi bekleyen çeşitli problemler birikiyor. Bu noktada sosyal bilimler disiplinlerince konunun ele alınması ve tartışılması oldukça elzem. Çünkü bilgisayar bilimleri şu anda veriyi toplama, düzenleme ve çıktıya dönüştürmeye odaklandığınmış durumda. Disiplinin doğası gereği bu aşamaların hiçbirinde, söz konusu verinin içeriği (azınlık-çoğunluk, ırk, cinsiyet, ayrımcılık vb.) ile yeterince ilgilenilmiyor. Bu süreç, bir tür kültürel ayrımcılık mirasının yapay zeka sistemlerine devredilmesiyle sonuçlanıyor.

2025 yılı, tam otonom (5. Level) araçların kullanıma girmesi bakımından önemli bir tarih. Tesla aracının yaratıcısı Elon Musk, 2025 yılında tam otonom araçların trafiğe çıkacağını ilan etti. Bu gelişmeyle insan türü, tarihinde ilk kez karar mekanizmalarını tam anlamıyla yapay zekaya teslim etmiş olacak. Fakat günümüzde, yapay sinir ağları başta olmak üzere yaygın kullanıma sahip çoğu teknoloji, veri ile karar arasında neden sonuç ilişkisi kuramamakta, yani ara mekanizmalar bilinememektedir. Sadece veri ve verinin çıktısı hakkında tasarruf sahibiyiz. Diğer bir değişle yalnızca, insanlığın dijital ayak izi ve yapay zeka sistemlerinin nihai eylemleri bilinebilmekte. Dolayısıyla yapay zekaya veri oluşturan bilginin, yani dijital ayak izimizin kurulması, düzenlenmesi ve denetlenmesi konusunda sosyal bilimlere yeni sorumluluklar düşmektedir.

Sosyal bilimlerin pozisyonu bu açıdan, biyoloji biliminin yaklaşık 20 yıl önce geçirdiği zorunlu dönüşüme benzetilebilir. Biyoloji biliminin geçirdiği dönüşüm oldukça önemliydi ve bunun altında yatan en önemli faktör, teknolojinin gelişim hızıydı. O dönemde pek çokları tarafından biyolojinin hantal kaldığı, yetersiz kaldığı, biyolojik problemlerin teknoloji vasıtasıyla çözülebileceği ve bu nedenle belki de biyolojinin ömrünü tamamladığı düşünülürken, biyoloji biliminin yeni dinamiklere uyumlanarak önemli bir dönüşüm geçirdiği görüldü. Biyoloji bilimi biyoenformatik ve biyoteknoloji gibi ifadelerle yeniden yapılanarak sahnedeki yerini ve bilim dünyasındaki pozisyonunu korumaya devam etti.

Buradan hareketle sosyal bilimlerin de benzer bir dönüşümün eşiğine geldiğini düşünüyoruz. Ana hedeflerimizden bir tanesi, sosyal bilimlerle bilişim dünyası arasındaki mesafeyi azaltmak üzere yeni fikirler üretmek, araştırma projeleri geliştirmek ve geliştirilmesini desteklemek. Sosyal ve teknik bilginin biraradalığıyla, toplumsal pratiklerin dönüştürülmesinde mümkün olan en eşitlikçi ve adil yöntemlerin geliştirilmesinde rol oynayan bir platform olabilmeyi amaçlıyoruz.

Somut bir örnek üzerinden gidelim: Artırılmış Demokrasi

Artırılmış Demokrasi (Augmented Democracy), MIT Medya Laboratuvarı yöneticisi César Hidalgo'nun önerdiği “yeni” bir kavram ( https://www.peopledemocracy.com/ ). Bu, bizim e-demokrasi ya da e-hukuk olarak adlandırabileceğimiz, yapay zeka aracılığıyla halkın doğrudan katılımı ile yönetimin sağlanabileceği yeni bir oluşum.

Bu oluşum bilgisayar bilimleri açısından çok zor olmadan hayata geçirilebilecek bir proje. Ancak, altyapısı çok önemli. Yani sosyolojik, hukuksal, siyasal ve iletişim çalışmaları açısından disiplinlerarası, derinlikli bir çalışma gerektirmekte. Yakın gelecekte çok önemli hale gelecek bir konu olmasına rağmen, sınırlı çalışmalar dışında (Burgess, 2021; Pournaras, 2020; Perez, 2020) henüz, dünyada hayata geçirilmiş geniş kapsamlı bir örneği bulunmuyor.

Örneğin sosyal medya aracılığıyla biriken veri ya da Reddit gibi platformlardaki sıralama (ranking) sistemleri, karar verme mekanizmalarında kullanılabilir. Fakat bu sistemler, azınlıkların korunması noktasında problemlere yol açacaktır. Bu da yine yukarıdaki konuya, yani veriyi oluşturan dijital ayak izlerimizin biçimlendirilmesine ve denetlenmesine bağlanmakta.

Demokrasinin önünü açabilecek bu gibi bir yapının hayata geçirilmesinde yapay zeka sisteminin ne kadar adaletli olacağı, hangi kriterlere göre eğitileceği yine sosyal bilimlerin uğraş alanlarından birini oluşturmaktadır.

Literatüre baktığımızda Dünya'nın bu konuda çok yakın geçmişte alarma geçtiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bizler de tam bu noktada, konuyla ilgili dünya literatürüne dikkat çekmek istiyor ve bu konuyu dert edinen araştırma projeleri geliştirerek bakir kalan ülkemiz literatürünün yanı sıra dünya literatürüne katkı sağlamayı amaçlıyoruz. 

Kaynaklar:

Pournaras, E. (2020). Proof of witness presence: blockchain consensus for augmented democracy in smart cities. Journal of Parallel and Distributed Computing145, 160-175.

Perez, O. (2020). Collaborative е-Rulemaking, Democratic Bots, and the Future of Digital Democracy. Digital Government: Research and Practice1(1), 1-13.

Burgess, P. (2021). Algorithmic augmentation of democracy: considering whether technology can enhance the concepts of democracy and the rule of law through four hypotheticals. AI & SOCIETY, 1-16.

 

Notes

Web: https://sosyoenformatik.org/ E-mail: iletisim@sosyoenformatik.org Youtube: Sosyoenformatik Çalışma Topluluğu / https://www.youtube.com/channel/UCh1Cqkbp67aApQHirx0ycEQ

Files

Sosyo-Enformatik Çalışma Grubu Toplantısı (2021-04-25 at 06-08 GMT-7).mp4

Files (581.0 MB)

Name Size Download all
md5:0cd78f285fde5712b21d709d22f1b076
565.9 MB Preview Download
md5:f6503a62aceba6728bbc6ccea40ac5aa
19.8 kB Download
md5:e15ae2800d1d003432d72d4bd90f98b8
14.5 MB Download
md5:4fa6fd813582afbcfb41a8f97eac2017
276.1 kB Download
md5:9077999c674cf1eba89704784309b4d7
28.3 kB Download
md5:dd961a7f13b92a5ba7c1bf89784c39f2
265.5 kB Preview Download