Fıkıh Usûlünde Hz. Peygamber'in Fiilleriyle Âmmın Tahsisi Üzerine Bir İnceleme
Authors/Creators
Description
|
Bu çalışma, genel bir hitabın kapsamı ile Hz. Peygamber’in belirli bir olayda sergilediği fiil arasında ilk bakışta görülen farklılığın fıkıh usûlünde nasıl çözüldüğünü incelemektedir. Mesele, klasik usûl eserlerinde “umumun nebevî fiille tahsisi” başlığı altında ele alınmaktadır. Çalışmanın temel sorusu, Hz. Peygamber’in fiilinin genel bir sözlü delilin kapsamına giren bazı fertleri hüküm dışında bırakıp bırakamayacağıdır. Bu sorunun cevabı; fiilî sünnetin delil değeri, Hz. Peygamber ile ümmetin şer‘î hükümlerde ortaklığı, fiilin teşrîî niteliği ve tahsis ile nesih arasındaki ayrım hakkındaki ön kabullere bağlıdır. Ebû İshak eş-Şîrâzî (ö. 476/1083), Ebû Ya‘lâ Muhammed b. Hüseyin el-Ferrâ (ö. 458/1066), Ebü’l-Muzaffer es-Sem‘ânî (ö. 489/1096), Ebü’l-Hattâb el-Kelvezânî (ö. 510/1116), Ebü’l-Velîd Süleyman el-Bâcî (ö. 474/1081), Ebü’l-Hüseyin Muhammed b. Ali el-Basrî (ö. 436/1044) ve diğer bazı usûlcüler, belirli şartlar altında nebevî fiilin genel lafzı tahsis edebileceğini kabul etmektedir. Buna karşılık Ebü’l-Hasan el-Kerhî’ye (ö. 340/952) nispet edilen görüş, nebevî fiilin tek başına ümmet hakkındaki genel hükmü tahsis edemeyeceğini savunmaktadır. Ebû Hâmid el-Gazâlî (ö. 505/1111), Seyfeddin el-Âmidî (ö. 631/1233) ve Cemâleddin İbnü’l-Hâcib (ö. 646/1249); beyan amacını gösteren karine, genel hitabın kapsamı, kronoloji ve Hz. Peygamber’e uymayı gerektiren özel bir delilin varlığı gibi ölçüleri dikkate alarak daha ihtiyatlı yaklaşımlar geliştirmektedir. Kādî Abdülcebbâr b. Ahmed el-Hemedânî’ye (ö. 415/1025) ise tevakkuf görüşü nispet edilmektedir. Fahreddin er-Râzî (ö. 606/1210), Bedreddin ez-Zerkeşî (ö. 794/1392), Takıyyüddin İbnü’n-Neccâr el-Fütûhî (ö. 972/1564) ve Muhammed b. Ali eş-Şevkânî (ö. 1250/1834) önceki görüşleri tasnif ve tahlil eden açıklamalar ortaya koymaktadır. Çalışmada; kazâ-i hâcet sırasında kıbleye yönelme yasağı, ikindi namazından sonra kılınan iki rek‘at, hayızlı eşle yakınlık, visâl orucu ve Hz. Peygamber’in Arafat’ta oruç tutmaması örnekleri karşılaştırmalı biçimde incelenmektedir. Çalışma sonucunda fiille tahsisin kendiliğinden ortaya çıkan bir sonuç olmadığı; fiilin teşrîî nitelik taşıması, ümmet için örneklik ifade etmesi, genel sözlü delille anlamlı bir ilişkisinin bulunması ve nesih ihtimalinden ayrılabilmesi hâlinde deliller arasında uzlaşma sağlayan bir yöntem olarak işletilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Fıkıh Usûlü, Fiilî Sünnet, Ef‘âlü’r-resûl, Âmm, Tahsis, Beyan. |