Rizomatik İmparatorluk ve Turkosfer: Stratejik Otonominin Yumuşak Gücün Ötesinde Yeniden Düşünülmesi
Authors/Creators
- 1. Dr. Öğr. Üyesi, İstanbul Okan Üniversitesi, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Sosyoloji
Description
Bu çalışma, Türkiye'nin stratejik otonomi arayışını Turkosfer kavramı üzerinden yeniden kurarken yumuşak güç yaklaşımının açıklayıcı kapasitesini eleştirel biçimde sorgulamayı amaçlamaktadır. Mevcut literatür, küresel etkiyi büyük ölçüde cazibe ve ikna süreçleri üzerinden açıklarken, bu çalışma söz konusu yaklaşımın dijitalleşmiş, platformlaşmış ve çok aktörlü bir küresel düzende giderek yetersiz kaldığını ileri sürmektedir. Bu doğrultuda Türkiye'nin etki üretim kapasitesi, yalnızca bir yumuşak güç biçimi olarak değil, kültürel üretim, duygulanımsal yoğunluk ve ağsal dolaşım süreçlerinin kesişiminde ortaya çıkan alternatif bir egemenlik formu olarak kavramsallaştırılmaktadır. Çalışmanın teorik çerçevesi, Deleuze ve Guattari'nin rizomatik yapı ve arzu üretimi kavramları ile Hardt ve Negri'nin imparatorluk ve çokluk yaklaşımının eleştirel bir sentezine dayanmaktadır. Bu sentez aracılığıyla Turkosfer, merkezi olmayan, sınır aşan ve farklı aktörler tarafından sürekli yeniden üretilen bir ağsal egemenlik alanı olarak ele alınmaktadır. Bu bağlamda Turkosfer yalnızca dijital platformlarla sınırlı bir etkileşim alanı değil, aynı zamanda kültürel üretim süreçleri, medya içerikleri ve diaspora ağları aracılığıyla genişleyen çok katmanlı bir etki yapısıdır. Yöntem olarak nitel içerik çözümlemesi ve kuramsal sentez yaklaşımı benimsenmiş; sosyal medya platformları, kültürel ürünler, içerik üreticileri ve diaspora ağları üzerinden işleyen dolaşım mekanizmaları analiz edilmiştir. Bulgular, Türkiye'nin küresel etkisinin yalnızca ikna ve cazibe ile açıklanamayacağını, aksine duygulanım üretimi ve kültürel anlam inşası yoluyla özneleşme süreçlerini tetikleyen bir yapı üzerinden işlediğini göstermektedir. Özellikle şefkat, gurur ve aidiyet gibi duyguların, kültürel anlatılar ve ağsal dolaşım aracılığıyla genişleyerek kullanıcıları bu yapının pasif izleyicileri değil, aktif taşıyıcıları haline getirdiği ortaya konulmaktadır. Bu durum, sınırları belirli bir egemenlik anlayışından ziyade, rizomatik yayılım ve duygulanımsal yoğunluklar üzerinden işleyen yeni bir imparatorluk formuna işaret etmektedir. Sonuç olarak çalışma, stratejik otonominin yalnızca jeopolitik ve ekonomik kapasiteyle değil, aynı zamanda kültürel üretim ve ağsal dolaşım yoluyla kurulan etki biçimleri üzerinden yeniden tanımlanması gerektiğini ileri sürmektedir. Bu çerçevede Türkiye'nin küresel konumu, Turkosfer aracılığıyla inşa edilen dağıtık, kültürel ve duygulanımsal bir egemenlik alanı üzerinden yeniden düşünülmektedir.
Abstract (English)
This study reconceptualizes Turkey's pursuit of strategic autonomy through the notion of the Turkosphere while directly challenging the explanatory limits of the dominant soft power paradigm. While conventional approaches reduce global influence to attraction and persuasion, this paper argues that such frameworks are increasingly insufficient in a digitalized, platform-driven global order. Instead, it proposes that Turkey's capacity to generate influence emerges at the intersection of cultural production, affective intensities, and networked circulation, giving rise to an alternative form of distributed sovereignty. The theoretical framework develops a critical synthesis between Deleuze and Guattari's concepts of rhizomatic structures and the production of desire and Hardt and Negri's notions of empire and multitude. Within this perspective, the Turkosphere is conceptualized not merely as a digital space but as a decentralized and continuously reproduced field of influence in which cultural narratives, platform dynamics, and multiple actors interact. Methodologically, the study employs qualitative content analysis combined with theoretical synthesis, focusing on circulation mechanisms across social media platforms, cultural industries, content creators, and diasporic networks. The findings demonstrate that Turkey's global influence cannot be adequately explained through persuasion alone; rather, it operates through the production of affect and cultural meaning, which generate processes of subject formation and participatory engagement. Emotions such as compassion, pride, and belonging circulate through both cultural and digital infrastructures, transforming users into active carriers of influence rather than passive audiences. This indicates the emergence of a rhizomatic and affective form of empire that transcends territorially bounded models of sovereignty. The study concludes that strategic autonomy must be redefined not only in geopolitical and economic terms but also through the capacity to construct and sustain distributed, culturally embedded, and affect-driven networks of influence. In this sense, Turkey's global position is reconfigured through a multilayered and decentralized sphere shaped by the dynamics of the Turkosphere.
Files
03-tr-cayla-20260518-144754.pdf
Files
(197.2 kB)
| Name | Size | Download all |
|---|---|---|
|
md5:81f348fddf2052a4b89168f772f511df
|
197.2 kB | Preview Download |
Additional details
Additional titles
- Alternative title (English)
- Rhizomatic Empire and the Turkosphere: Challenging the Limits of Soft Power in the Reconfiguration of Strategic Autonomy