Gök yüzü. Yine havalardayız. Bu kez hedefimiz Doğu. Uzak Doğu.
Türk hava yollarının sunduğu yeni uçuş deneyimi comfort-class'ın sponsorluğunda
Tayland'a gidiyoruz.
Yolculuğumuz oldukça eğlenceli geçiyor.
Düşe gözündeki yerli otlarla görüşecek.
Bankok ayaklaşırken pencereden uçsuz bucaksız tarlalar gözümüze çarpıyor.
Keyifli ve rahat geçen 8 saatlik bir uçuşun ardından
dinlenmiş ve zinde bir şekilde bankok havalimanına iniyoruz.
Böylesi bir yolculuk deneyimini bize yaşatan Tehaye uçuş ekibi
hatra fotoğrafı isteğimizi de memnuniyetle kabul ediyoruz.
Bankok havalimanındayız. Burası dünyanın en büyük havalimanlarından birisiymiş.
Arkadaki arkadaşlardan havalimanı boyunca boy boy mevcut.
Olusal kahramanların isim geliyormuş.
Bankoka indikten hemen sonra yaklaşık 500 kilometre güneydeki puket adasına geçiyoruz.
Tayland'ın en büyük adası olan puket şu anda
güneydua asyanın oldukça popular bir turizm merkezi.
Genel bir bakış atmak için çıktığımız en yüksek yerinde
objektiklerimize adanın sevimli yerlileri takılıyor.
Şimdi puket adasının çamlıcasındayız diyebilirim herhalde.
En yüksek noktalardan birisindeyiz.
Bizi buraya geldiğimizde baba bunlar karşıladı.
Çok oyunculardı. Bir tanesi bana saldırdı.
Kovaladı resmen çılıkçılığa, bağırarak kaçtı.
Burada dolaşmayı devam ediyoruz. Şimdi seyrediyoruz buradan.
Muhteşem orkideler var etrafta.
Bütün iş yerlerinin girişlerinde bu tarz sunaklar var.
Sunakların içi barbe evi gibi.
Puket adasında yılın dokuz günü vejeteryen festivali olarak kutlanıyor.
Biz bu festivali yakalayamadık ama adada üretimi yapılan
kuryem işlerden tatmayı başarabildik.
Şimdi bu elimizde gördüğünüz fasulye gibi şey.
Haşu fıstığı dedikleri fıstıktan.
Artık Türkiye'de de satılabiliyorsunuz.
Bu içi çok güzel güzellikler.
Bu da suyu.
Ülsere falan iyi geliyormuş, enerji veriyormuş.
Ama kekik suyu gibi yani.
İşte bilmiyorum.
Etrafımızdaki onlarca çeşit kurutulmuş yiyecek maddelerinin arasında
muz cipsi ya da çerez şeklinde tüketilebilen kurutulmuş kalamar gibi oldukça ilginç örnekler de var.
Güneşin batışını izlemek üzere adanın batı kıyılarına geldiğimizde
bu manzarayı görmek isteyen yüzlerce turistle karşılaşıyoruz.
Güneş, Andaman denizinin sıcak sularının ötesinde yavaşça kaybolurken
gökyüzü kıpkırmızı kesiliyor.
Başka hiçbir yerde görmediğimiz türden bir kızın bu.
Biraz ileride kaldırımın kenarında bir sunak görüyoruz.
Halkının %95'i budist olan Tayland'ın gündelik hayatında
bu dinin ne kadar önemli bir rol oynadığı da ilk kez burada dikkatimizi çekiyor.
Etraftaki fil heykelleri Tayland kültürünün önemli bir simgesi.
Budistler, fillerin aydınlanma yolunda kendilerine destek olacaklarına inanıyorlar.
Zengin deniz mahsulleriyle dolu akşam yemeğimizin ardından
içinde bulunduğumuz coğrafyanın sahip olduğu özelliklerin kültürü nasıl da şekillendirdiğine bir kez daha şahit oluyoruz.
