Tayland'ın Puket Adası'ndaki ikinci günümüzü Andaman Denizli'ni keşfetmeye ayırdık.
Altı adadan oluşan Co-Pu-Pu bölgesine doğru yola çıkıyoruz.
Sürat Teknesi'ndeki rehberimizin beden dilinden de anlaşılacağı gibi oldukça hareketli bir yolculuk bizi bekliyor.
Puket Adası'ndan ayrılalı yarım saat oldu.
Piu-Piu Adası'na gidiyoruz.
Küçük küçük adalar var çevresinde.
Adalar gözükmeye başladı bile.
Yaklaşık yarım saatte roller coaster'daymışız gibi hayal edin.
Sürat Teknesi'ndeyiz.
Adalara geldiğimizde sarsıntılı geçen bir saatlik yolculuğa değdiğini anlıyoruz.
Vakit kaybetmeden su altı dünyasının güzelliklerini keşfet alıyoruz.
Sırayla gezmeye başladığımız bu adalardan sadece bir tanesinde yaşamaya izin veriliyor.
Adalardan bir tanesinde bulunan Viking mağarası önceleri Viking gemilerine bir sığınak olduktan sonra yüzyıllarca korsanların çaldığı hazineleri saklamış.
Binlerce yıl boyunca denizin dalgalarıyla şekillenen kireç taşı bu bölgenin kendine has görüntüsünü oluşturmuş.
Girintili çıkıntılı kıyıda ilerlerken bir sonraki dönemizin arkasında sizi nasıl bir manzaranın beklediğini hayal bile edemiyorsunuz.
Gökyüzü ve deniz mavi'nin her tonunu gözler önüne seriyor.
Böylesine kendine has bir doğa harikası sadece turistleri değil film yapımcılarını da buraya çekmiş.
Uzaktaki James Bond adasına gidemesek de buraya kadar gelmişken Danny Boyle'nin yönettiği The Beach filminin çekildiği plaja demir atıyoruz.
Beach filmini hatırlayanlar var mıdır? Planarda DiCaprio'nun oynadığı şimdi o filmin çekildiği Maya Plajındayız.
Ben beyaz bir sahil var beyazlığın sebebi bu gördüğünüz beyaz mercanlar suyundu bir de ben beyaz.
Güneş eminim burada kıpkırınızı batıyordur.
Güneş eminim burada kıpkırınızı batıyordur.
Güneş eminim burada kıpkırınızı batıyordur.
Güneş eminim burada kıpkırınızı batıyordur.
Güneş eminim burada kıpkırınızı batıyordur.
Yaklı körfezlerden birinde karşımıza yine maymunlar çıkıyor.
Sürekli ilgi odağ olmaktan pek memnun gözüküyorlar.
Kimin kime maymunluk yaptığını tam anlayamadan üzerinde yerleşim olan diğer bir adaya geçiyoruz.
2004 yanının Aralık ayında olan depremi hepiniz hatırlıyorsunuz.
Tuzun emeği bu bölgeyi de etkilenmişti. Şu anda üzerinde bulunduğumuz adanın üzerinden geçmiş dalgalar ve burada 2000 kişinin ölümüne sebep olmuş.
Bu küçük adanın ikisi plajlarının arasında birkaç dükkandan alışveriş yapabiliyorsunuz.
Burada bir dükkanlara girerken ayakkabılarınızı çıkartmak şartıyla.
Şimdi kızarmış yumurta adasındayız ya da diğer adıyla Kay Island'dayız.
Burada mercanlarla çevrili bu adanın çevresi, biraz sonra muhteşem balıkları görmek için suya gireceğiz.
Son lurağımız olan adaya gökyüzünden bakınca tavada pişen bir yumurtaya benzetiliyormuş.
Denize adımınızı attığınız anda çevrenizi saran renk renk balıkları dilerseniz elinizle besleyebilirsiniz.
Deniz dünyasının doğal güzellikleriyle dolu geçen bir günün ardından puketten ayrılmadan önce bir alışveriş merkezinin önünde sevdiklerimizle vedalaşıyoruz.
