Srebrenitsa, tarihe masum sivillerin kanları ile kayda bulunan bir katliamın soykırımın adresi.
Tarihler 11 Temmuz 1995'i göstermekte.
Bosna üç yıldır çirkin bir savaşın kurbanı.
Üç yıldır bütün dünya gözlerini kapamış, kulaklarını tıkamış.
Oysa ölümcül bir insanova yaşanmakta Avrupa'nın dobeğinde.
Barış gücünün etkisiz etkisinden cesaret alan sırtlar, silahlarından arındırılmış Srebrenitsa'ya gelir.
Artık bölgede tamamen sırt kontrolü nedir ve bu durum birleşmiş milletlerce de onaylanmış görünmektedir.
Srebrenitsa ve çevresinden binlerce boşnak bir kez daha güvenli bir yeri ulaşabilmek için yollara düşer.
Hedef Potacari köyündeki birleşmiş milletler kampıdır.
Ancak ulaştıkları Potacari kampında onları açlık, susuzluk ve katliam karşılayacaktır.
Kimileri kurşuna dizilip öldürülecek, kimileri diri diri toplum mezarlara doldurulacaktır.
Katliamdan kaçmayı başarabilen yirmi bine yakın boşlaktan yalnızca dörtte biri Nezuk kasabasına ulaşmayı başaracaktır.
Ve yakın tarihin bu en kanlı katliamından geriye sekiz binden fazla şehit, bir o kadar kayıp ve sağ kurtulmalarına rağmen yaşadıkları kabusu hafızalarından hiç bir zaman silemeyecek bir nesil kalacaktır.
O nesil ki katliamda ailesini kaybeden boşnak bir kızın söylediği Bosna annem, Sreplenisi ablam yalnız kalmayacağım şarkısıyla tüm dünyada yürekleri dağlamaya devam ediyor.
Çünkü ateşin düştüğü yerden hala dumanlar yükseliyor çünkü ateş hala kor hala sıcak, küllerde hala silinmeyen hatıralar var.
Ve yıllar sonra bugün dünyanın her köşesinden barış gönüllüleri katliamın yıl dönümünde yollardı.
İnsanlık onuruna sürülen bu kara lekeni ve yaşanan bahşeti unutturmamakla kararlı binler, boşnakların ölüm yolunda barışa yürüyor.
Yürüyüşün adı Marş Mira. Hala duran mayınlı arazileri, toplu mezarları yakılıp yıkılmış binaları ve insanın insana hem de bu çağda yaptığı kötülüğü yerinde görme duygusunun adı Marş Mira.
Vilge Kral, Ali'ye İzzet Begoviç'in geleceğimizi geçmişimizde aramayacağız, kim de intikam peşinde olmayacağız vasiyeti, yol boyunca barış gönüllülerini eşlik eden boşnak Müslümanların bakışlarında görülebiliyor.
İzzet Begoviç'in savaşta büyük zulmü uğradınız. Zalimleri affedip affetmemekte serbetsiniz. Ne yaparsanız yapın ama soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır sözleri herkesin kulaklarına.
Elbette boşnak halkının dün olduğu gibi bugün de en büyük destekçileri Türkiye. Sadece 100 yıl önce aynı ülkeyi paylaştığımız bu insanlar bugün Türklere ve Türkiye Cumhuriyetine emanet.
6000 civarındaki barış virüççüsünün çoğunluğu Türk. Sevil toplum örgütü temsilcileri ve gazetecilerden oluşan kalıvalık bir heyet eşliğinde anma törenine katılan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altep'e boşnak Müslümanlara güçlü desteğiniz var.
Üç günlük zorluyu rüşün ardından ulaşılan Potatçari şehir. Katliam'ın merkezi olan aküfabrikası adeta bir utanç müzesi olarak acının yıl dönümünde dolup taşıyor.
Ve her yıl, kimlik tespiti tamamlanan kurbanların doğalar ve göz yaşarı arasında toprağı verinesiyle anıt mezarlığın sınırları da her geçen yıl genişliyor.
Sıraplı insada hava hala kurşun gibi ağır. Ağatlar, göz yaşları semaya yükseliyor. Anneler, kardeşler, eşler, evlatlar artık gelip başında dua edebileceği bir mezar olacağı için avlanıyor.
Tabutu okşuyor, tabuttakinin yaşarken başına okşar gibi. Burası Sıraplı Gitsin.
Sıraplı Gitsin.
